CİZRE’NİN TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
CİZRE EJDERLERİ
Fizikçi ve Makine mucidi “Ebul-iz İsmail Bin Rezzez El Cezeri” tarafından XII. Yüzyılda kazıma tekniği ile tunçtan Cizre Ulu Camii iç kapısının tokmakları olarak yapılmıştır. Sfenks ejderler badem gözlü sivri kulaklı kanatlı yaratıklara benzetilmiş ve birbirlerinin kanatlarını ısırır şekilde yapılmışlardır. Gövdeleri yılan derisine benzetilmiştir. Ejderlerden biri Dicle diğeri Fırat nehrini ortadaki arslan başı Cizre insanını alt bölümdeki kartallar ise savaş gücünü simgeler. Cizre Ejderleri Ulu Camii kapısında kapı tokmağı şeklinde sağlı ve sollu olmak üzere iki adet iken, Ejderlerden bir tanesi 1969 yılında Danimarka’ya kaçırılmış olup diğeri ise İstanbul Türk İslam Eserleri Müzesinde sergilenmektedir.
KALELER
Cizre Kalesi : M.Ö. 4000 yıllarında Guti İmparatorluğu tarafından Cizre surları ile Cizre kalesi yaptırılmıştır. Cizre kalesi şehrin kuzeyinde Dicle Nehri kıyısındadır. 360 oda ve üç katlı olarak yaptırılmıştır. Babil, Med ve Asurlular tarafından onarım gördüğü gibi, Abbasiler döneminde Ömer oğlu Abdülaziz zamanında yıkılan yerler tekrar onarım görmüştür. Kale üzerinde Emir Seyfeddin İbn İzzeddin bey tarafından Seffiye Medresesi yaptırılmıştır. Şimdi hala kale üzerinde mihrabı bulunmamaktadır. Cizre kalesi siyah bazalt taştan yaptırılmış olup, bey ve saray binaları ile lojman kısımlar, mescit ve medrese, zindan, divan ve askeri kısımlardan oluşurdu. Cizre kalesi ‘nin doğusunda Dicle Nehri içinde bulunan kayalar Cizre beylerinin sadabad ve yazlık toplantı yeri idi. Sarayburnu kapısından bir geçişi bulunurdu. Ayrıca Dicle Nehrinin kıyısında da Mirler Bağı bulunuyordu.
Çağlayan Kalesi (Şah Kalesi): Cizre’ye bağlı Çağlayan Köyünde başlı başına bir tarih yaşamaktadır. Cudi Dağının yamaçlarında bulunan Çağlayan`da kayzer, kale harabeleri bulunmaktadır. Kayzer kalesi diye adlandırılan yerde 6 Adet Asur kralı Sanherib`e ait kabartma heykel bulunmaktadır.
Finik Kalesi : Finik Kalesi,Güçlükonak yolu üzeri, Dicle Nehri kenarında Düzova köyü ve İdil Hendek köyleri karşısında yani Dera dağının eteklerinde yeralmaktadır. Çok güzel bir suru olmakla birlikte Asur ve Gudi`lere ait kabartma heykeller bulunur. Su sarnıçları, kayadan oyulmuş evler, gizli su merdivenleri en önemli eserlendendir. Dünyaca ünlü şair ve mizahçı Fakı Teyran, bu kalenin medresesinde yüzlerce öğrenci yetiştirilmiştir.
Babil Kalesi : Cizre ilçesi sınırları içinde ve şimdi Kebeli Köyü diye adlandırılan yerde I. Babil Devletinin başkenti bulunmaktadır. Babiller, Hitit ve Asur akınları, yüzünden kendi başkentlerini şimdi Irak`ta bulunan Babilonyaya taşıdıklarında, kalelerinde bulunan bir çok kalıcı eserle birlikte Tanrı Marduk ‘un ünlü heykelini de taşıdılar. Daha sonra Fransızların Suriye`yi işgalleri sırasında bir çok eseride onlar götürdüler. Geriye kalan eserlerin çoğu da bugüne kadar kaçırılmıştır. Babil Kalesi de zaman içinde yakılıp yıkılmıştır.
MÜZELER
İsmail Ebul-iz El Cezeri Müzesi : Büyük Fizikçi ve 60 makine mucididir. Cizre`de yaşamıştır. Arkeolojik ve Etnografik eserlerin bulunduğu bir müzedir. Abdullah Yaşın tarafından 16 Mayıs 1996 tarihinde İsmail Ebul-iz El-Cezeri Özel Müzesi, Ebul-iz ilköğretim okulunun bir odasında açılmıştır. İsmail Ebul-iz El-Cezeri Müzesi`nde şu ana kadar toplanan 280 Arkeolojik ve Etnografik eser vardır. Babil, Asur, Med, Guti, Selçuklu, Osmanlı Rum, Emevi, Abbasi dönemlerine ait arkeolojik eserler bulunmaktadır. Resimlerde, Müzede değişik dönemlere ait eserler görülmektedir.
MEDRESE VE CAMİLER
Kırmızı Medrese: Cizre Beyliği döneminde II. Han Şeref Bey tarafında XIV.yüzyılda yaptırılmıştır. Cizre Akkoyunluların eline 1475 yılında geçerken Cizre Emirleri sürgün edilmiştir. Emir Bedrettin oğlu II. Şeref (Hanşeref) Boti Aşireti ve çevre halkının yardımı ile 1508 yılında Cizre`yi alırken duada bulunmuş. "Yarabbi ben tekrar Cizre’yi alabilsem sana bir camii inşa edeceğim" demişti. Allah da bu duasını kabul buyurduğundan Kırmızı Medrese`yi inşa ettirmiştir. Cizre`de Dağkapı Mahallesinin Şah Mahallesi ile kesiştiği nokta da sur üzerindedir. Güneyinde Mescit ile altında Şeyh Ahmed El-Cezeri adlı meşhur müfessir, yazar ve şairin türbesi ile, Cizre emirlerine ait aile mezarlığı da vardır. Medresenin içi avlulu olup, doğusunda batısında ve kuzeyinde dershaneler, yemekhane ve öğretmen lojmanları bulunur. Bunların bir kısmı halen yıkık olup, restorasyon çalışmalarına bu yaz başlanacaktır. Mihrabı beyaz taştan olup. Mihrabın çevresini iç bükey üçgenler sıralı bir dizi ters U şeklinde sararak, altlarda da, içe doğru döner. Mihrap boşluğu yarım daire planlıdır. Mihrabın üstü basık ve tuğla kubbe ile örtülüdür. Medresesin güney- batısında kare planlı bir oda bulunur ki, çok güzel motiflerle süslenmiştir. Bu oda Profesör ve Baş müderris odasıdır. Şair ve yazar Şeyh Ahmet El-Cezeri kullandığı gibi, Müftü Molla Zade`nin dedelerinden Şeyh İbrahim Sori de bu odada görev yaptığından burada gömülmüşlerdir. Medrese Cizre`ye özgü kırmızı tuğlalardan örüldüğü için Kırmızı Medrese denilir. Cizreli dilbilimci ve yazar Kamuran Ali Bedirhan Medresenin 2 bin metrekare olduğunu yazar.
Mir Abdal (Abdaliye ) Medresesi: 1437 yılında Cizre beylerinde Emir Abdullah (Abdal) İbn Abdullah İbn Seyfeddin Boti tarafından yaptırılmıştır. Güneyde idare odalarının altında dünyaca meşhur aşk öykü sahipleri Mem-u Zin türbeleri bulunur. Abdaliye Medresesi Cizre Dağkapı mahallesi ile mezarlık arasındadır.
Şazeh Medresesi : Cizre beylerinden Mecduddin İbn Emir Abdal tarafından Cizre’nin Çağlayan köyünde bir medrese yaptırılmıştır. Çağlayan köyünün içine girerken medrese solda kalır.
Mehmet Ağa Kasrı : Cizre, Dağkapı Mahallesi, Bayırağa sokakta bulunur. Bir kısmı siyah bazalt taştan, bir bölümü de beyaz kalker taştan yapılmıştır. Hamidiye Binbaşısı Fettah Ağa tarafından yaptırılmıştır.
Nuh Peygamber Türbesi : Nuh Peygamber Tufanı ile Cizre`ye yerleşen Hz. Nuh (A.S) vefatından sonra, Dağkapı Mahallesinde gömülmüştür. Burası daha sonra havraya, sonra kiliseye ve 639 yılında da camiye çevrilmiştir. Dünyanın en eski türbelerinden biridir. Ünlü tarihçi Cizreli İbnülesin Firuzabadi, Evliya Çelebi, Ebubekir Helevi ve Babili Berassus ( Bersis ) bu türbenin Nuh (A.S.) a ait olduğunu yazarlar. Nuh Camiinin güney kısmında caminin bodrumunda mezarı şerifleri bulunur. Önce merdivenle inilirdi. Uzun ve dar bir namazgahı geçtikten sonra türbeye varılırdı. Türbenin üzerinde bir de sanduka bulunuyordu. ŞİRGEV Vakfı`nın maddi desteği ile Nuh Nebi Yaptırma Yaşatma Derneği`ince Nuh Peygamber Külliyesi" restore edilmiştir.
Mem-u Zin Türbeleri : Abdaliye Medresesi, Cizre Dağkapı Mahallesini mezarlığa bağlayan Cizre Surunun üzerinde kuruludur. Mem -u Zin türbeleri ise bu medresenin idare odalarının altında güneydoğu bölümündeki bodrumdadır.İçerden tavan kısmı delik olup, merdivenle inilmektedir.Mezarların ana duvarı çepeçevre siyah bazalt taştan yapılmıştır. Ancak tüm medrese kırmızı tuğladandır. Kubbede kırmızı bu siyah taşın üstüne inşa edilmiştir.
Cizre Ulucami : 639 yılında kiliseden camiye çevrilmiştir. Abbasi döneminde onarıma alınmıştır. 1160 yılında Cizre Emiri Baz Şah`ın oğlu Emir Ali Sencer tarafından büyük onarıma alınmış olup, minaresi 1156 yılında dört köşe şeklinde yapılmıştır. Cizre Ulucami, ortası delik büyük değirmen taşlarına benzer taşların üst üste konulup sütun yapılması ile üzerlerine kubbeler konulmak suretiyle yapılmıştır. Bu kubbeler demir köşe bentlerle birbirlerine sütunlar bağlanarak sağlamlaştırılmıştır. Her kapının üzerinde Kuran-ı Kerim ayet ve sureleri bulunur. Büyük demir kapısı şu anda Topkapı Sarayı Müzesi`nde 1983`teberi muhafaza altına alınmıştır. Üzerinde gümüş motifler, bakır şekilleri ikufi yazılar bulunmaktadır. Cizre Ulucami mescit ksımı Vakıflar Genel Müdürlüğünce restorasyona alınmıştır.
KÖPRÜLER
Yafes Köprüsü ( Bafıd Köprüsü ): 1164 yılında Zengi Devleti`nin Veziri Cemaleddin İsfehani tarafından ikinci kez onarılmıştır. Şu anda Cizre Köprüsü olarak adlandırılan bu eser, yıkıldıktan sonra bu zat tarafından tekrar yaptırılmıştır. Köprü Cizre surlarının 2 km mesafede olmakla beraber o zaman ki Cizre`nin bir mahallesi içindedir. 12 adet burç üzerinde 8 gezegen kabartması bulunur. Dicle nehri solundan geçerse Suriye tarafında kalır. Şu anda su yönü Suriye tarafından kalmıştır.Köprünün üzerinde Ashabikehf (Uyuyan yatırlar) adları yazılıdır. İnsan ve hayvan figürleri ile süslüdür. İlkel anlamda, güneş doğduğunda her ayın başında değişik bir burca ilk ışıklarını vurur. Çok mahirane bir şekil yapılmıştır. Üstün bir hesap ile mühendislik kullanılmıştır.
Akabin Köprüsü (Fevzi Çakmak Köprüsü) : İmadettih Zengi’ nin oğlu Kutbeddin Mevduthan (1159-1170) tarafından yaptırılmıştır. İki tepe arasında bulunduğundan Arap döneminde köprüye Akabin Köprüsü denilmiştir. Fevzi Çakmak Cizre’ye geldiğinde köprüyü büyük onarıma aldırttığından Fevzi Çakmak Köprüsü olarak ta anılmaktadır. Üzerinde aslan ve oğlak figürleri bulunmaktadır. Köprü dört kemer ve iki göz üzerine inşa edilmiştir. Cumhuriyet öncesi ve sonrası yapılan onarımlarda köprü, üç büyük kemer ve iki göze indirilmiştir.
Cizre Köprüsü : Eski dönemlerde bir ayağı yeni köprünün yanında diğer ayağı Cizre surlarının içinde olmak üzere bir köprü bulunmakta idi. Köprü yıkıldıktan sonra, 1923 yılına kadar sallardan oluşan köprü kullanılıyordu. Bir çok sal ve sandal yan yana getirilip geçiş sağlanıyordu.bunlar, akşam düşmanlara karşı tedbir olarak çözülür, gündüz bağlanırdı. 1968 yılında Cizre Köprüsü yeniden yapılmıştır.
Kasrik Köprüsü : Şırnak iline bağlı belde olan ve Cizre’ye 11 km uzaklıkta bulunan Kasrik (Meşeiçi) köprüsü buradadır. Bu köprünün Cizre beyi Emir Muhammed tarafından ikince kez onarıldığı ve ilk temellerinin Gudilerden kaldığı söylenmektedir.
SURLAR
Cizre Surları: Cizre surları Gudi İmparatorluğu döneminde yapılmıştır . Hz. Nuh (A.S) Tufanında sonra Nuh Peygamberin Cizre de yattığını ve Nuh Gemisinin Cudi Dağında durduğunu ispat etmek üzere Cizre surları "Gemi "şeklinde yaptırılmıştır. Nuh Nebi Camii`nin 25 m batısında bulunan Tor Kapısı, Deşt köprüsünün 25 m yakınındaki Deşt kapısı geminin küreklerini gösterir.
Surun tamamı siyah bazalt taştan yaptırılmıştır. Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığınca Cizre Surları tescil edilmiş olduklarından, onarıma peyderpey geçilmiştir. Sur, zamanla savaşlarla yıkılmış Asurlular, Babilliler, Medler, Emevi ve Abbasiler dönemlerinde onarılmıştır. İslam döneminde Kuran-ı Kerim ‘in tamamı surlara yazdırılmıştır. Sasani Hükümdarı Erdeşir Babekan (M.Ö..241-226) döneminde Cizre Sarayburnu kapısı yaptırılıp, aslanlar ve kitabe konulmuştur. Nehirden Şırnak ve yaylalara buradan gidilirdi. Surun üzerinde çok sayıda burç bulunmaktadır. Dikdörtgen şeklindeki Belek Burcunu Cizre Beyi Şeref Bin Muhammed Bin Hanabdal yaptırmıştır.
Babil Suru: Tarihisüreç boyunca sur tahrip olmuş şu anda Babil Surlarının temelleri bellidir.
Finik Suru : Güçlükonak ilçesinin Cizre ve Dicle tarafında kalan bir köyü olan Damlarca köyünde bulunmaktadır. Dicle Nehri sahilinde doğal kalker taştan suru olduğu gibi diğer bölümlerde de sur izleri vardır. Surun içinde kale, zindan, oturma evleri, çeşitli bölümler vardır. Sur sınırları içinde bir bayan kabartma heykeli vardır.
ARKEOLOJİK ESERLER (ÖREN YERLERİ)
Finik Ören Yeri : Yöremizin tarih öncesi dönemlerine ilişkin bilgiler yetersizdir. 1963 yılında İstanbul Üniversitesi Prehistorya Kürsüsü ile Shikago Üniversitesi Doğa Bilimleri Üniversitesi`nin birlikte yürüttüğü Güneydoğu Anadolu Tarih Öncesi Araştırmaları Karma Projesi kapsamında yörede 46 buluntu yeri saptanmış ve incelenmiştir. Buluntu yerlerinde Neolitik, kalkolitik, Tunç,Helenistik, Roma, Bizans, İslam ve Yakınçağı kapsayan dönemlere ait çanak çömlekler ortaya çıkartılmıştır. Cizre`ye yakın bir noktada bulunan Damlarca ve Eskiyapı köyleri arasında Finik ören yeri İ.Ö.4000 yıllarına aittir. Dağlık bir bölgede yer alan kentte saray, zindan, sarnıç yerleri ve beyaz kalker taştan oyulmuş çok sayıda mağara ev bulunmaktadır. Finik kalesinin kuzeyinde " Borzana Sitiya " adı verilen yerde kayaya işlenmiş bir kadın kabartmasıyla, köyün kuzeydoğusunda yan yana duran bir kadın bir erkek kabartması bulunmamaktadır. Dicle Nehri`ne inen gizli su yolu su sarnıcı bu gün hala mevcuttur.
Şah Ören Yeri : Cizre`nin Kuzeydoğusunda, Çağlayan Köyündeki Şah Ören Yeri, Cudi Dağı`nın en sivri noktasının eteğindedir. Yerleşmenin kuzeyi, doğusu ve batısı tamamıyla dağlıktır.bu dağlık kesimlerde Düşe, Çeko, Hırabe, Kayzer, Hırd kale harabeleri yer almaktadır. Köyün kuzeyinde, güneye doğru inen kayalar oyularak görkemli bir su bendi yapılmıştır. Bugünde, bu bentten su almaktadır. Yörede pek çok tarihi eşya, para ve heykeller çıkmaktadır. Ayrıca köyün etrafında, kayalara oyulmuş birkaç mağara ev vardır.
Babil Ören Yeri : Cizre`nin 20 km. güney batısında Suriye sınırı üzerindeki kebeli köyü`nde yer alan, Babil ören yerinin çevresi dikdörtgen biçiminde surlarla çevrilidir. Dış kaleyi oluşturulan bu surlarda yaklaşık 30 adet burç vardır. İç kale ise daire biçimindedir. Surlar yontulmamış bazalt kayalardan yapılan isim beyaz kalker taştan yapılmıştır.1992 ‘de yapılan bir kazıda bulunan Asur hükümdarına ait heykel Ankara Ankeoloji müzesinde korunmaktadır. Burada yapılacak kazılarda tarihi para,heykel ve tabletin bulunacağı söylenmektedir.
Kasrik ören yeri : Cizre’ye 11 km uzaklıkta bulunan Kasrik ören yeri, Gutiler döneminde "Sazirka" olarak anılmaktaydı. Bir boğaz içinde yer alan yerleşmede, tarihi su bentleri, heykeller ve kent kalıntıları bulunmaktadır. Cizre ve Finik Beyleri`nin bu yöreyi yazlık olarak kullandıkları bilinmektedir.
CİZRE’ NİN ZENGİN MUTFAĞI
İçli Köfte : Ufak bulgur ve ufak yarma (çiğköftelik) birbirine karıştırılır,hamur haline getirilir. Kızartılmış soğanlı kıyma içine doldurulur. Kaynar suya atılıp pişirilir. Sudan çıkarılıp yumurtaya bulandırılır, yağda kızartılıp servis yapılır.
Serbıdev : Yarma iyice pişirilir, büyük bir tabağa konulur.İçi açıldıktan sonra bu çukura kurut (keşk-çortan) suyu ve yağ dökülür. Yarma üzerine kavurma parçaları dizilir ve servis yapılır.
Perde Pilav : Dibi yuvarlak tencereye yumurta ve yağla yoğrulmuş yufka haline getirilmiş hamur yerleştiririz.Az pişirilen pilava tavuk eti, baharat ve badem karıştırılır ve bu hazırlanan yufka haline getirilmiş hamurun içine konulur. Ağzı tekrar yağlı ve yumurtalı ince hamurla kapatılır. Üstü ve altı ateşte veya fırında pişirilir ve servis yapılır.
Sembusek : Yöreye özgü saç böreği. İç olarak soğan, ince kıyılmış et ve çeşitli baharatlar konularak yufka yarım ay şeklinde kapatılır ve saçta pişirilir. İsteğe bağlı olarak içine nane, fesleğen ve maydanozda katılmaktadır.
Bumbar Dolması: Koyunun bağırsakları iyice yıkanır, bezleri koparılır. Ters çevrilir yıkanır ve temizlenir. Pirinç ve kıyma pişirilmeden içine doldurulur. Sıcak suya atılıp kaynatılır Piştikten sonra servis yapılır.
İşkembe Dolması : İşkembeler kaynar suda iyice yıkanır. Bir el büyüklüğünde parçalara ayrılır ve ağzı açık kalacak şekilde iğne iplikle dikilir. Satır satır yapılan kuşbaşı et önceden ıslatılan bulgur ve pirinçle karıştırılır. Soğanlar küçük küçük kesilerek ilave edilir. Ardından baharatlarla harman edilerek karıştırılır. Hazırlanan iç, işkembelerin içine doldurulup ağızları dikilir. Bir miktar su ile düdüklü tencerede 45 dakikada kaynatılıp servise hazır hale getirilir. Geriye afiyetle yemek kalır.
Hekehaşandi : Pilav yağsız olarak yapılır, içine kıyma katılır ve yoğurulur. Yumurta dibi şekil verilerek yağda yumurtaya bulanmış şekilde kızartılır. Servis yapılır.
Dolma: Soğan patlıcan domates, kabaklar açılır ve oyulur pancar veya asma yaprakları hazırlanır. Pirinç ile kıyma yıkanıp karıştırılır, baharatlanır. Adı geçen sebzelere doldurulur. Tencereye dizilip, pişirilir servis yapılır.
Mehir : Ayran ve dövme ateşe bırakılır. Yumurta çırpılır içine bırakılır.Devamlı bir şekilde karıştırılır.Kaynayıncaya kadar devam edilir.Parçalanmış kabaklar ve pancar yaprakları içine katılır.bir parça pişince ateşten indirilir.soğuk servis yapılır.
Zerde : Şeker ile su karıştırılıp şerbet yapılır. Ateşe konulup kaynatılır.içine pirinçatılıp pişirilir.Biraz tarçın ve sarı boya katılır.Ateşten indirilip soğuk olarak servis yapılır.
Çiğ Köfte : Malzemeler (300 gr dövülmüş dana kıyma, 1 orta boy kuru soğan, 3 sap taze soğan, 3 sap taze sarımsak, 1 demet maydanoz, 1 tatlı kaşığı biber salçası, tuz, kırmızı biber, karabiber, köfte baharatı) Yapılışı (Soğan ve taze yeşillikler ince ince kıyılır. Kuru soğan, salça, ıslatılmış bir avuç kırmızı toz biber, tuz, karabiber, 2-3 tane buz parçası ile iyice yoğrulur. İyice özleşen karışıma et ve köfte baharatı atılıp yoğrulma işlemine devam edilir. İçine yeşilliklerin yarısı atılıp, karıştırılır ve sıkımlanır. Çiğ köftenin sıkımlarının çok özel olması gerekmektedir. Sol elde tutulan köfte sağ elle ufak sıkılarak servis tabağına dizilir ve üzerine kalan yeşillikler serpilerek servis yapılır.)
TATLI ÇEŞİTLERİ
Badem Tatlısı Mahmelheva: Bademler havanda iyice dövülür. Daha sonra bademler,şeker, un ve yumurta sarısı karıştırılarak hamur haline getirilir. Tepsiye önce toz şeker serpilir ve daha sonra yıldız şekline getirilen badem karışımı dizilir ve fırında nar kızarıklığına gelene kadar pişirilir.
Pekmezli Hamur Tatlısı Kadke Dıfse: Hamur açılır, içli köfte gibi hamurun içine ceviz ve şeker karışımı bırakılır. Ocakta tatlılar haşlandıktan sonra, bir hafta pekmezde bekletilir. Kışın en popüler tatlısıdır.
Fıreydin : Saç ekmeği ince açılır.dövülmüş ceviz ile toz şeker karıştırılıp ekmek olacak hamurun üzerine serilir güzelce kıvrıldıktan sonra simit gibi yuvarlak yapılıp dolanır. Fıreydin kızgın yağda kızartılır ve şıra dökülür.Soğuyunca servis yapılır.
Ömer ZEREN
Rehber Öğretmen |